Siz bu zamana kadar hiç zamanı ve mekanı unutarak bir sağa bir sola dönerek kendinizi akışa bırakarak bir şehri yada bir ilçeyi gezdinizmi?
Alın size bu ilki yaşatacak bir yer Karlovy Vary
Bu şehir de adını Charles’tan yani Karl’dan alıyor; Karl’ın Banyosu. Nedenine gelince burası bir kaplıca şehri. Karl’ın bölgeyi görüp çok beğendikten sonra bir saray yaptırmasını takiben krala yakın diğer aristokrat ve üst düzey insanların da bölgeye yerleşmesi ve kaplıcaların dertlere şifa olması ile birlikte bölgenin popülaritesi artıyor. Sonra burası sağlık merkezi haline gelmiş.
Karlovy Vary ilk bakışta sıradan bir şehir görüntüsünde. Ne zaman ki tepelerden eski merkeze doğru inmeye başlıyorsunuz, o zaman neden ısrarla “Karlovy Vary’yi mutlaka görmelisin” denildiğini anlıyorsunuz.

Şehiriçi, otobüs, metrolar temiz, yeni. Yollar da olabildiğince temiz, düzgün. Asfalt yollarda problem yok. Eski şehir yolları da zaten parke taş. Herhalde binların dokusu ile uyumlu olsun diye öyle. Otobüs, tramvay ve metro ile yaygın bir toplu taşıma imkanı sunuluyor; hem hızlı hem de bol seçenekli, ancak otomobiller de son model, o anlamda kendimi İstanbul’da gibi hissettim; Volkswagen Polo-Golf, Fiat, Opel, Peugeut, Mercedes, BMW ve daha az sıklıkta jip gibi araçlar hakim yollara.

M.Kemal Atatürkün bölgeye geldiğinde konakladığı ev.




Bir de kağıt inceliğinde kağıt helvaları da meşhurmuş. Ondan da yedik; bizimkinden tek farkı kalınlığı; daha doğru ifade ile inceliği...
Mevsiminden midir genelde böyle midir bilemem, Karlovy Vary de- Prag kadar olmasa da bir hayli sessiz, neredeyse sadece şehri ikiye bölen küçük akarsunun sesi duyuluyor.






Bohemia kristali, porseleni ve granad adlı taşı da ünlü. Kaplıca sularını içtikleri yassı bir porselen ibrikleri var. Soğuk havalarda elleri de ısınsın diye bu tip bir ibrik imal etmişler vaktiyle. Turistler de şehirdeki herhangi 12 kaplıca çeşmesinden bu porselen ibrikler ile sıcak ve tuzlu sudan içiyor ve geleneğe icabet ediyorlar.

Yukarıdaki binanın dış koridorunda bulunan 8 no'lu çeşme.Sıcaklığı 72 derece. Cilde ve mideye iyi geliyormuş.

Eski Karlovy Vary'nin içine doğru ilerledik ve Vridelni Kolonada adlı bir cam yapı içerisinde kaplıca suyunun kendi gücü ile metrelerce yukarı fışkırdığını gördük.





Ortasından küçük bir nehir geçen, vadi görüntülü eski dönem kasabalarını düşünün. Nehrin iki yakası sık sık hafif bombeli köprüler ile birbirine bağlanmış. Köprüler 10-15 adımda diğer yakayı bir diğerine bağlıyor. Her iki yakada karşılıklı, 3-4 katlı, rengarenk binalar. Hepsi birbirinden güzel. Binalar kağıttan-kartondan yapılmış, setlerdeki dekor evlere benziyor aslında. Bir de havadaki pus ve kaplıca sularının buharı ile birleşince o kadar masalsı ki görüntü. İnsanın hayalgücü kendi kendine işlemeye başlıyor. Bu evlerin bir kısmı vaktiyle önemli kişilerin (Mozart, Rus Çarı Petro, Djorak gibi...) evleri olmuş, ancak bazıları da şu an otel, mağaza, cafe, restoran olarak görev görüyor. 19.yy’da atlattıkları büyük bir yangın sonrasında kür banyosu vergisi ile şehri restore etmişler.



Karlovy Vary’nin kaplıcasından başka Jean Becherovka adlı bir vatandaşın ürettiği Becherovka denilen bir içkisi meşhur. Hesapta, kaplıca sularının tuzlu, tuhaf tadını unutturmak için yapmış bu içkiyi; tarçınlı bir likörmüş bu. Ancak bu, beyaz şarap renginde sert, alkollü bir içki. Tadını öksürük şurubuna denk bulduğumuzdan almadık. Rehberden öğrendiğimize göre yerel halk mutlaka evinde ağrıya sızıya karşı bu içkiden bulundururmuş.










Bütün gün Karlovy Vary turumuz sırasında tepemizde bizi takip eden yağmur bulutları dönüş yolunda artık bütün damlacıklarını dönüş yolunda bulunan bizlerin üzerine damlıyordu.
Fotoğraflar Sadık KÖKÖZ
Çekimlerde Canon EOS 50D Body
Canon 18-200 Lens
Tokina 11-16 Lensler Kullanılmıştır.
Fotoğrafların Orijinal Boyutlarında İsteyenler İrtibat Kurabilir
Ziyaretçi Defterine Birşeyler Karalamayı Unutmayın !!
Histats.com © 2005-2010 Privacy Policy - Terms Of Use - Powered By Histats
Hitoolbar Feedback help us to translate Strea